Türkiye de idam cezası , idam cezasının dünyadaki yeri nedir nasıl
Türkiye’de İdam Cezası
Mevcut çalışmamda ; Idam Cezasının varlığını , nedenlerini , Ceza Hukukundaki yerini ve bu yerin hukuksal sonuçlarını ayrıca topluma yansımalarını bir harman şeklinde inceleyecez ve hem Türkiye’den hem Uluslararası örneklemelerden yola çıkarak açıklayacağız.
Öncelikle Türkiye’de idam cezasının varlığı üzerine çeşitli hukuki bilgileri istatistiki veriler ile çeşitlendirerek etraflandıralım.
Türkiye’de idam cezası kararı ; 1920′de Meclisin kuruluşundan 1984 de idam cezasının fiilen kaldırılmasına kadar geçen 64 yıllık süre zarfında TBMM tarafından onaylanan ve infazı gerçekleştirilen idam cezası kararı 712′dir. Bu 712 kişinin 15 ‘ i kadın hükümlüdür.
Prosedüre göre mahkemeler tarafından verilen idam kararları Yargıtay’da onaylandıktan sonra Meclis’e gönderiliyordu. Meclis’in de idam kararını onaylaması halinde idam cezaları infaz ediliyordu. İnfaz kurallarına göre ölüm cezası hükümlünün mensup olduğu din ve mezhebin hususi günlerinde yerine getirilmiyor, hamile kadınlar doğum yapana kadar, akıl hastalığı tespit edilenler akli dengesi düzelene kadar idam edilmiyordu. 18 yaşından küçükler ve 65 yaşından büyükler hakkındaki idam cezası infaz edilmiyordu.
Cumhuriyet tarihimizin idamlarından başlıcaları şunlardır:
Şeyh Said İsyanı sonrasında Diyarbakır’daki Şark İstiklal Mahkemesinin kısa süren bir yargılamadan sonra Şeyh Said, 47 ayaklanma yöneticisi hakkında 28 Haziran 1925 günü ölüm cezası verilmiş ve cezaları ertesi gün infaz ediliştir.
Haziran 1926′da yurt gezileri kapsamında bulunduğu İzmir’de Mustafa Kemal’e karşı yapılması tasarlanmış, tarihe İzmir Suikastı olarak geçen suikast girişimi ardından Ziya Hurşit ve arkadaşları İzmir İstiklal Mahkemesi nde yargılanıp idam cezasına çarptırıldılar.
14 Temmuz 1926′da 14 kişinin idam cezaları infaz edildi.
23 Aralık 1930 günü, İzmir’in Menemen ilçesinde, öğretmen-yedeksubay Mustafa Fehmi Kubilay’ın ve yardımına koşan bekçiler Hasan ve Şevki’nin bir grup yobaz tarafından öldürülmesiyle başlayan, Menemen olayları sonrasında, Divan Harp Mahkemesinde yargılanan sanıklardan 28′i 3 Şubat 1931 gecesi Menemen’de idam edilmiştir.
1920 –1961 arasında 11’i İstiklal Mahkemeleri tarafından olmak üzere toplam 16 milletvekili idam edildi.
27 Mayıs 1960 Darbesi’nden sonra darbe yönetimi döneminde başta Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 17 Eylül 1961′de olmak üzere toplam 70 kişi idam edildi.
12 Mart 1971 Muhtırası da yarım darbe olarak nitelenmesine rağmen 17 kişiyi idama gönderdi. 1968 kuşağının önde gelen devrimcilerinden Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan yargılanarak, 6 Mayıs 1972′de idam edildiler.
12 Eylül 1980 Askeri Darbesi’nden sonra, 54 kişinin idam cezası Meclis’te onaylandı bunların 50’si infaz edildi. Idam edilenlerin isimleri şöyledir:
16 sol görüşlü siyasi suçlu: Necdet Adalı (7 Ekim 1980 Ankara), Serdar Soyergin (25 Ekim 1980 Adana), Erdal Eren (13 Aralık 1980 Ankara), Veysel Güney (10 Haziran 1981 Gaziantep), Ahmet Saner ve Kadir Tandoğan (25 Haziran 1981 İstanbul), Mustafa Özenç (20 Ağustos 1981 Adana), Seyit Konuk, İbrahim Ethem Coşkun ve Necati Vardar (13 Mart 1982 İzmir), Ali Aktaş (23 Ocak 1983 Adana), Ramazan Yukarıgöz, Ömer Yazgan, Erdoğan Yazgan ve Mehmet Kambur (29 Ocak 1983 İzmit), İlyas Has (6 Ekim 1984 İzmir), Hıdır Aslan (24 Ekim 1984 İzmir).
8 sağ görüşlü siyasi suçlu: Mustafa Pehlivanoğlu (7 Ekim 1980 Ankara), Cevdet Karakaş (4 Haziran 1981 Elazığ), İsmet Şahin (20 Ağustos 1981 İstanbul), Fikri Arıkan (27 Mart 1982 Ankara), Cengiz Baktemur (30 Nisan 1982 Elazığ), Ali Bülent Orkan (13 Ağustos 1982 Ankara), Halil Esendağ ve Selçuk Duracık (5 Haziran 1983 İzmir).
24 adli suçlu: Sabri Altay (23 Nisan 1982 Adapazarı), Şahabettin Ovalı (12 Haziran 1982 Sinop), Ednan Kavaklı (18 Haziran 1982 Ankara), Veli Acar (13 Ağustos 1982 Isparta), Eşref Özcan (19 Ağustos 1982 Kayseri), Halil Fevzi Uyguntürk (29 Aralık 1982 Afyon), Kazım Ergun (29 Aralık 1982 Akşehir), Muzaffer Öner (29 Aralık 1982 Amasya), Adem Özkan (13 Ocak 1983 Balıkesir), Hüseyin Çaylı (13 Ocak 1983 Afyon), Osman Demiroğlu (13 Ocak 1983 Isparta), Ahmet Mehmet Uluğbay (22 Ocak 1983 Akşehir), Duran Bircan (23 Ocak 1983 Denizli), Ahmet Kerse (30 Ocak 1983 Gaziantep), Rıdvan Karaköse, Cavit Karaköse ve Süleyman Karaköse (5 Şubat 1983 Akşehir), Fatih Laçinligil (24 Şubat 1983 Keşan), Faik Görünmez (24 Şubat 1983 Kilis), Mustafa Başaran (30 Mart 1983 Edirne), Hüseyin Üye (30 Mart 1983 Nazilli), Şener Yiğit (20 Nisan 1983 Isparta), Cafer Aksu Altıntaş (20 Nisan 1983 Ordu), Abdülaziz Kılıç (26 Mayıs 1983 Edirne).
1 Asala militanı : Levon Ekmekçiyan (28 Ocak 1983 Ankara)
İnfazlar 1965 yılına kadar gündüzleri ve halkın izleyebilmesi için alenen ve belirli noktalarda İstanbul’da Sultanahmet Meydanı’nda, Ankara’da Samanpazarı’nda gerçekleştiriliyordu. 1965 yılında İnfaz Kanunu’nda yapılan düzenlemeden sonraki infazlar cezaevi avlularında, güneş doğmadan önce, gizli olarak yapılmıştır
Türkiye’de ölüm cezası Ağustos 2002 tarihinde 4771 sayılı kanunla, adi suçlar için tamamen kaldırılıp, sadece ’savaş’ ve ‘çok yakın savaş tehdidi’ halleri için geçerli hale getiriliştir. Ekim 1984 den itibaren mahkemeler tarafından verilen idam cezaları Meclis’te onaylanmadığı için infaz edilmemiş, 1991 yılında çıkarılan bir afla 500 civarında idam cezası dosyası, 10 yıl ağır hapse dönüştürülmüş ve 2002 deki yasayla da fiilen uygulanmamış olan tüm idam kararları, ömür boyu hapse dönüştürülmüştür
Şimdi ise Idam Cezası’nı destekleyenlerin argümanları ile desteklemeyenlerin argümanlarını belirleterek idam cezasının varlık nedenlerini tartışalım.
Idam Cezasını desteklemeyenlerin argümanları soyledir ;
1- Suç işleyen bireylerin , çektiği ceza sonrasında ISLAH olup , toplumun tekrardan bir parçası olmasını engelliyor.
2- Suçluları suç işlemekten caydırmıyor.
Örneğin, Yapılan araştırmalara göre idam cezasını destekleyen ABD , idam cezasına karşıt Avrupa ülkelerine göre daha yüksek bir suç oranına sahiptir.
3- Evrensel İnsan Hakları’nın 5. maddesini ihlal ediyor
Nedir bu madde ?
İnsan hakları evrensel beyannamesi madde 5 :
” Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani, haysiyet kırıcı cezalara veya muamelelere tabi tutulamaz. ”
4- Idam cezasının yogun şekilde uygulandıgı gözlenen totaliter rejimlerde , idam cezası ; iktadırin ideolojik , siyasi , sosyal askeri ve ekonomik karşıtlarını cezalandırma aracı olarak şekilleniyor.
5- İdam cezasını içeren kararın verilmesinde ve sonrasında cezanın infazının gerçekleştirilmesinden sonra verilen kararın hatalı olarak verildiği anlaşılırsa HATA’dan geriye dönüş mümkün değil.
Uluslararası arenada meşhur olan bazı idam cezası karşıtları :
Victor Hugo
François Mitterrand
Maximilien de Robespierre
Cesare Beccaria
John Kerry
George Ryan
Nelson Mandela gibi..
Idam Cezasını destekleyenlerin argümanları soyledir ;
1- Idam cezasının varlığı ile birlikte , insanların vicdanındaki adaleti ve adalete olan güveni sağlanmaktır.
2- Suçlunun yaşamasına izin verilmediği takdirde, mağdur aile , adaletin yerine geldiğine inanır.
3- Eğer ömür boyu hapis ile cezalandırılırsa, suçlu hapishanede yeniden diğer bir suçluyu veya hapishane personelini öldürebilir ve cezası artamaz.
4- Suçluları caydırır
Uluslararası arenada meşhur olan bazı idam cezası yandaşları :
Charles de Gaulle
Valery Giscard d’Estaing
Voltaire
Jean-Jacques Rousseau
Jean-Marie Le Pen
Ronald Reagan
Tarafımızın idam cezası üzerine olan görüşü Ceza Hukukunun amacının ne olduğu ve ” ceza’nın özellikleri ” ayrıca ”iyi bir ceza nasıl olmalı ? ” sorusunun cevaplarıyla doğru orantılıdır. Ceza’ nin ozellikleri ya da iyi bir ceza nasil olmali sorusuna verecegimiz cevap çok net. Iyı bir ceza a-) Bolunebilir olmali b-) Hatadan donulebilir olmali c-) Ceza infaz edildikten sonra suclu topluma kazandirilabilir olmali. Bu sorulara verdigimiz cevaplar Idam cezasinin varlik ve sonuclariyla kesinlikle ortusmemektedir. Zira ; Modern Ceza Hukukunda Cezalar , Magdurlari tatmin etmek icin degil , sucu onlemek icin getirilmistir. Ayrıca Ceza Hukukunun amacı ; Sucu isleyen kisiyi cezalandirarak topluma kazandirmaktir. Yani faili ISLAH etmektir. Idam cezasinin boyle bir amaci bulunmamaktadir. Ayrica Modern Ceza Hukukunda verilen ceza ile magdurun intikam duygusunu tatmin etmek yer almamaktadir. Bu anlayis Seri Hukukta , Seriat hukukunda yer almaktadir. Kısas-a Kısas anlayisi Modern Ceza Hukukunda yer almamaktadir. Ayrica Idam Cezasinin varligi halinde idam cezası kararının verilmesinde bir hata ile karsilasilmissa bu hatadan donus mumkun olmayacaktir. Ancak Türk Hukuk Sisteminde sıklıkla varolan ”Karma” gorus anlayisi gorusumuzdede etkisini gostermektedir. Zira ; Modern Ceza Hukukunda magdurlarin bireysel tatminkarliklari goz ardi edilsede Hukuk’un evrensel normalari disinda kalan noktalarda Hukuk anlayislari ve hukuk normlari ; icinde yeserdigi ve yasadigi toplumun değerlerinden de uzak olmamalidir. Duygulariyla yasayan bir toplumda yasiyor olmamiz acik bir gercektir. Ayrica bireyleri devlet’e baglayan en onemli baglardan bir taneside ; Bireylerin siyasi organizasyonu olan devlet’e ve onun kurum ve kurallarina guven’dir. Birey devlete onun kurum ve kurallarina muhakkak guvenmelidir. Bu guven ile birlikte bireyin vicdanindaki adalet anlayisi devletin normlariyla birlite desteklenmelidir. Bu fikrimiz ile birlikte sadece belli ve bazı suclar icin dolayisiyla istisnai durumlarda idam cezasi var olmalidir. Ancak bu varlik objektif kurallar ve anlayislarla korunmalidir. Toplumun vicdanini yaralayan , toplumun hukuk’a guvenini zedeleyen ve benzeri radikal ayrıca ISLAH edilmesi mumkun olmayacak suclari isleyenler icin idam var olmali digerleri icin agir hapis cezalari olmalidir.
idam cezasini yasalara göre taniyan fakat artik hic uygulamayan ülkeler:
bhutan, brunei, gambiya, grenada, kongo, madagaskar, maldivler, mali, nauru, nijer, orta afrika, papua yeni gine, samoa, senegal, sri lanka, surinam, togo, tonga…
—idam cezasini bikmadan yilmadan uygulayan ülkeler:
afganistan, amerika birlesik devletleri, antigua ve barbuda, bahamalar, bahreyn, bangladesh, barbados, belize, benin, beyaz rusya, birlesik arap emirlikleri, birmanya, botsvana, burundi, cezayir, cad, cin, dominika, ekvator ginesi, endonezya, eritre, ermenistan, etiyopya, fas, filipinler, filistin, gabon, gana, gine, guatemala, guyana, güney kore, hindistan, irak, iran, jamaica, japonya, kamerun, katar, kazakistan, kenya, kirgizistan, komoros, kongo demokratik cumhuriyeti, kuveyt, kuzey kore, küba, laos, lesoto, liberya, libya, lübnan, malavi, malezya, misir, mogolistan, moritanya, nijerya, özbekistan, pakistan, ruanda, rusya, saint christopher ve nevis, saint lucia, saint vincent ve grenadinler, sirbistan ve karadağ, sierra leone, singapur, somali, sudan, suriye, suudi arabistan, svaziland, şili, tacikistan, tanzanya, tayland, tayvan, trinidad ve tobago, tunus, uganda, umman, ürdün, vietnam, yemen, zambiya,…
türkiyede idamda ne değişti:
İdam cezası Türk hukuk mevzuatında 4 ayrı yasanın toplam 41 maddesinde yer alıyor. AB’ye uyum kapsamında geçtiğimiz yıl 3 Ekim’de yapılan Anayasa değişiklikleri arasında idam cezasıyla ilgili sınırlandırma da bulunuyordu. Uzun tartışmalar sonunda Anayasa’nın 38’inci maddesine eklenen bir fıkra ile savaş yakın savaş ihtimali ve terör suçları dışında ölüm cezası verilmeyeceği hükme bağlandı.
18 yıldır idam cezalarını uygulamayan Türkiye ölüm cezasının kaldırılması konusunda tam bir gel–git yaşıyor. Avrupa Birliği’ne üyelik süreci Türkiye’yi ölüm cezasını kaldırmaya zorlarken idama mahkum edilen terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’ın idam edilip edilmeyeceği konusu hassasiyetini koruyor.
24 Aralik Carsamba / 2008 / 23:35